metin oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metin oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2008 Cumartesi

Taçsız Kral..

*İzmirspor'da oynarken Galatasaray'a transferine karşı çıkan nişanlısının "ya Galatasaray, ya ben!" restine karşılık "Galatasaray!... o daha vefalı" deyip nişan yüzüğünü avcuna vererek cevaplayacak kadar severdi Galatasaray'ı.

* Sarı-kırmızılı renklere küçüktenberi hayrandım.Galatasaray izmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım.

***fenerbahçe 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yağptığım gün mutluluktan uçuyordum.

* Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane Metin vardı... Galatasaray'daki bu Metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu Metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler, sonra da bana haber verdiler, gittim hepsini kucakladım.

* Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım, aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım, maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde "Allah'ım sen bacaklarımı koru" diye dua ederdim.

10 Haziran 2008 Salı

O gün bu gün..

10 Haziran 1959... Dolmabahçe Stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. Sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... İşte o gün yüzbinleri ağlatan golü ben atıyordum. 37.dakikada ağları parçalayan bazukayı Fenerbahçe kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an...

Nuri bir pas atmıştı, sola doğru kaçtım. Osman hızla üzerime geldi, onu atlatmak benim için zor olmadı. Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim. En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı. Fakat ondan da sıyrıldım. Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım. Bu bir an meselesiydi. Bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum. Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı. Buna rağmen top hızla kaleye girdi.

İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. Golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. Tribünlerden ’Cim Bom Bom..." sesleri yükseliyordu. Halbuki hakem de dahil, golü Dolmabahçe stadındaki kimse farketmemişti. Hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. Maçtan sonra Fenerbahçe’nin eski kaptanlarında Fikret Arıcan ’Vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir’di...Ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...’ diyordu .